Bir Kız Vardı Hayalleri olan

izmirli

Site Müdavimi
Mücadele Grubu
Katılım
26 Kas 2013
Mesajlar
204
Beğeniler
126
Şehir
İzmir
Eğitim
Lisans
Bölüm
İktisat
#1
Bir kız vardı hayalleri olan ve bu hayaller içerisinde üniversitede okumak da olan. Hayalini gerçekleştirmek için uğraştı çok uğraştı. İİBF'de okumak istiyordu kız. Hep annesinden babasından duymuştu İİBF'nin çekiciliği vardı. Fakültenin temelleri taa Mekteb-i mülkiye'ye dayanıyordu. İstanbul'da 1859 yılında kurulan Mekteb-i mülkiyenin adı cumhuriyet dönemiyle birlikte Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi olarak değişmiş ve ilerleyen yıllarda diğer üniversitelerde İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi adı altında kurulmaya başlanmıştı. Her zaman babası kızına "Bu fakülte Osmanlı döneminde sivil yönetici yetiştirmek amacıyla kurulmuş. Zamanın değişen ihtiyaçlarına göre fakülteye yeni bölümler eklenmiş ve günümüzde bu fakülteden çıkanlar devlette müfettiş, hesap uzmanı gelir uzmanı olabiliyorlar ayrıca artık bankalar da personelini bu bölüm mezunlarından seçer oldular." derdi. Kız bu bölümü her yerde araştırıyordu hocalarına soruyordu, bu fakültede okuyan birini buldu mu araştırmalar. Çoğu insan okuması zor bir fakülte hele ki iktisat bölümünü sakın seçme fakülte içindeki en zor bölüm o diyordu. Kız zoru severdi. İktisat bölümünü araştırdıkça bu bölümde okuma isteği daha da arttı. Okurken hukuk, muhasebe, bankacılık, yönetim ve davranışla alakalı dersler görecekti. Uzun ve zorlu bir sınav maratonunun ardından kazandı İktisat bölümünü. İktisat bölümü tam da düşündüğü bir bölümdü ve bir daha dünyaya gelse tekrar kazanmak isteyeceği bir bölümdü. Etrafındakilerin dediği gibi zor bir bölümdü ama üstesinden geliyordu derslerinin. Annesi ile babası onu okutmak için ellerinden geleni yapıyorlardı. Üniversite masraflıydı sonuçta. Annesi sırf kızı okusun diye dışarıya iş yapıyordu. Annesi yeri geldi takı yaptı yeri geldi başka işler yaptı. Babası da ek iş yapmaya başlamıştı. Ne de olsa kızları okuyacak eli ekmek tutacak ve koca eline bakmayacaktı. İleride kocası hayırsız çıkarsa ve kendileri hayatta olmazsa maddi özgürlüğü olacak ekonomik durumunu düşünmeden eşini boşayabilecekti. Yalnız kız okumaya başladıktan bir süre sonra işin gerçek yüzünü görmeye başlamıştı. O eski ihtişamlı iibf'den eser yoktu. Annesinin babasının "bizim zamanımızda birisi için iktisat mezunu denildiğinde millet parmağını ısırırdı ve o fakülteyi hayatta işsiz kalmazdı" deyimininden eser yoktu. Her üniversitede iibf açılmıştı ve bu da yetmezmiş gibi açık öğretim fakültesiyle, ikinci diplomasıyla, uzaktan eğitimlerle çerez dağıtılır gibi iibf diploması dağıtılır olmuştu. İsteyerek kazandığı bölümden şimdi korkarak mezun oluyordu. Çünkü daha karşısında çok çetrefilli bir yol vardı. Eğer devlette normal bir memur olarak çalışmak isterse kpss vardı, gözünü biraz daha yükseklere müfettişliğe, uzmanlığa çevirse kpss'nin yanında mülakat vardı. Bu mülakatlarla ilgili kulağına hiç de hoş olmayan şeyler geliyordu. Referans adı altında torpil gibi. Özelde çalışmaya kalksa o kadar çok üniversiteli işsiz vardı ki gözü korkmuştu. Kurum gözetmeksizin iş başvurularında bulunmaya başladı kız. İlk bankaların yazılı sınavlarına ve mülakatlarına girmeye başladı. Hepsinden birer birer olumsuz cevap geliyordu. Üniversiteden bazı arkadaşlarının bankalara yerleşmeye başladığını gördü. Onlar adına seviniyordu ama kendi içinse içi sızlıyordu. Bir gün bir arkadaşının daha bankaya girdiğini duydu. Şok oldu. Çünkü kız okulu çok kötü bir dereceyle ve uzatmalı olarak bitirmişti ve iki kelimeyi bir araya getiremeyen birisiydi. Daha sonralar öğrendi ki annesinin dayısının oğlu o bankanın bir şubesinin müdür yardımcısıymış. Kız bir kez daha yıkılmışı. Bağıra bağıra ağlamak istedi. Tek suçu çok iyi mevkilerde akrabasının olmaması mıydı? 4 yıl okuduğu halde kasiyerlik satış danışmanlığı dışında pek iş çıkmıyordu. Annesinden babasından utanıyordu. Ailesi ne emeklerle okutmuşlardı onu. Fakültenin bittiği iki yıl olmuş ama hala doğru dürüstü iş bulamamıştı. Bir süpermarkette partime kasiyerlik yapmaya başlamış ve oradan gelen parayla kpss kursuna yazılmıştı. kpss sınavından iyi de puan aldı ancak bu sefer de devlet babanın iibf mezunlarına fazla kadro vermemesiyle karşı karşıya kaldı. Herkes atanırsın demesine karşın o son atamada bile güzel ülkesinin en ücra köşesine dahi atanamadı. Oysa kız haliyle bile hazırdı çalışmak için en kötü yerlere bile gitmeye. Okulu bitireli dört yıl olmuştu. Artık bakkala gitmekten bile korkuyordu hala kpss'yi kazanamadın mı diyordu bakkal ya da apartman kapısında yakalayan komşu teyzesi. Bir kez daha hazırlanmaya karar verdi kpss'ye ve mezun olduğunun 6. yılında bir devlet kurumunda küçük bir memurluğu kazanmıştı. Ama en verimli çağları iş aramakla geçmişti ve artık yorulmuştu hiç bir şeye takati yoktu; bir aşka başlamaya, evlenmeye, 3 çocuk yapmaya, işinden zevk almaya, yeni bir şeyler umut etmeye ve yeni hayaller kurmaya.... Bütün gücünü iş bulmakta harcamıştı ve en verimli yılları iş aramakla geçmişti. Dış görünüşü belki otuzunun başlarındaydı ama içi elli beş yaşındaydı. Yazım başta iibf'lier olmak üzere üniversiteyi bin bir zorlukla okuyup iş bulmak için yorulan, hayatları çalınan, hayalleri yıkılan tüm üniversite mezunlarına gelsin....
 

enaz90

Site Müdavimi
Katılım
24 Kas 2013
Mesajlar
367
Beğeniler
235
Şehir
İzmir
Eğitim
Lisans
Üni
Anadolu Ünv.
Bölüm
İşletme
#2
Bir kız vardı hayalleri olan ve bu hayaller içerisinde üniversitede okumak da olan. Hayalini gerçekleştirmek için uğraştı çok uğraştı. İİBF'de okumak istiyordu kız. Hep annesinden babasından duymuştu İİBF'nin çekiciliği vardı. Fakültenin temelleri taa Mekteb-i mülkiye'ye dayanıyordu. İstanbul'da 1859 yılında kurulan Mekteb-i mülkiyenin adı cumhuriyet dönemiyle birlikte Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi olarak değişmiş ve ilerleyen yıllarda diğer üniversitelerde İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi adı altında kurulmaya başlanmıştı. Her zaman babası kızına "Bu fakülte Osmanlı döneminde sivil yönetici yetiştirmek amacıyla kurulmuş. Zamanın değişen ihtiyaçlarına göre fakülteye yeni bölümler eklenmiş ve günümüzde bu fakülteden çıkanlar devlette müfettiş, hesap uzmanı gelir uzmanı olabiliyorlar ayrıca artık bankalar da personelini bu bölüm mezunlarından seçer oldular." derdi. Kız bu bölümü her yerde araştırıyordu hocalarına soruyordu, bu fakültede okuyan birini buldu mu araştırmalar. Çoğu insan okuması zor bir fakülte hele ki iktisat bölümünü sakın seçme fakülte içindeki en zor bölüm o diyordu. Kız zoru severdi. İktisat bölümünü araştırdıkça bu bölümde okuma isteği daha da arttı. Okurken hukuk, muhasebe, bankacılık, yönetim ve davranışla alakalı dersler görecekti. Uzun ve zorlu bir sınav maratonunun ardından kazandı İktisat bölümünü. İktisat bölümü tam da düşündüğü bir bölümdü ve bir daha dünyaya gelse tekrar kazanmak isteyeceği bir bölümdü. Etrafındakilerin dediği gibi zor bir bölümdü ama üstesinden geliyordu derslerinin. Annesi ile babası onu okutmak için ellerinden geleni yapıyorlardı. Üniversite masraflıydı sonuçta. Annesi sırf kızı okusun diye dışarıya iş yapıyordu. Annesi yeri geldi takı yaptı yeri geldi başka işler yaptı. Babası da ek iş yapmaya başlamıştı. Ne de olsa kızları okuyacak eli ekmek tutacak ve koca eline bakmayacaktı. İleride kocası hayırsız çıkarsa ve kendileri hayatta olmazsa maddi özgürlüğü olacak ekonomik durumunu düşünmeden eşini boşayabilecekti. Yalnız kız okumaya başladıktan bir süre sonra işin gerçek yüzünü görmeye başlamıştı. O eski ihtişamlı iibf'den eser yoktu. Annesinin babasının "bizim zamanımızda birisi için iktisat mezunu denildiğinde millet parmağını ısırırdı ve o fakülteyi hayatta işsiz kalmazdı" deyimininden eser yoktu. Her üniversitede iibf açılmıştı ve bu da yetmezmiş gibi açık öğretim fakültesiyle, ikinci diplomasıyla, uzaktan eğitimlerle çerez dağıtılır gibi iibf diploması dağıtılır olmuştu. İsteyerek kazandığı bölümden şimdi korkarak mezun oluyordu. Çünkü daha karşısında çok çetrefilli bir yol vardı. Eğer devlette normal bir memur olarak çalışmak isterse kpss vardı, gözünü biraz daha yükseklere müfettişliğe, uzmanlığa çevirse kpss'nin yanında mülakat vardı. Bu mülakatlarla ilgili kulağına hiç de hoş olmayan şeyler geliyordu. Referans adı altında torpil gibi. Özelde çalışmaya kalksa o kadar çok üniversiteli işsiz vardı ki gözü korkmuştu. Kurum gözetmeksizin iş başvurularında bulunmaya başladı kız. İlk bankaların yazılı sınavlarına ve mülakatlarına girmeye başladı. Hepsinden birer birer olumsuz cevap geliyordu. Üniversiteden bazı arkadaşlarının bankalara yerleşmeye başladığını gördü. Onlar adına seviniyordu ama kendi içinse içi sızlıyordu. Bir gün bir arkadaşının daha bankaya girdiğini duydu. Şok oldu. Çünkü kız okulu çok kötü bir dereceyle ve uzatmalı olarak bitirmişti ve iki kelimeyi bir araya getiremeyen birisiydi. Daha sonralar öğrendi ki annesinin dayısının oğlu o bankanın bir şubesinin müdür yardımcısıymış. Kız bir kez daha yıkılmışı. Bağıra bağıra ağlamak istedi. Tek suçu çok iyi mevkilerde akrabasının olmaması mıydı? 4 yıl okuduğu halde kasiyerlik satış danışmanlığı dışında pek iş çıkmıyordu. Annesinden babasından utanıyordu. Ailesi ne emeklerle okutmuşlardı onu. Fakültenin bittiği iki yıl olmuş ama hala doğru dürüstü iş bulamamıştı. Bir süpermarkette partime kasiyerlik yapmaya başlamış ve oradan gelen parayla kpss kursuna yazılmıştı. kpss sınavından iyi de puan aldı ancak bu sefer de devlet babanın iibf mezunlarına fazla kadro vermemesiyle karşı karşıya kaldı. Herkes atanırsın demesine karşın o son atamada bile güzel ülkesinin en ücra köşesine dahi atanamadı. Oysa kız haliyle bile hazırdı çalışmak için en kötü yerlere bile gitmeye. Okulu bitireli dört yıl olmuştu. Artık bakkala gitmekten bile korkuyordu hala kpss'yi kazanamadın mı diyordu bakkal ya da apartman kapısında yakalayan komşu teyzesi. Bir kez daha hazırlanmaya karar verdi kpss'ye ve mezun olduğunun 6. yılında bir devlet kurumunda küçük bir memurluğu kazanmıştı. Ama en verimli çağları iş aramakla geçmişti ve artık yorulmuştu hiç bir şeye takati yoktu; bir aşka başlamaya, evlenmeye, 3 çocuk yapmaya, işinden zevk almaya, yeni bir şeyler umut etmeye ve yeni hayaller kurmaya.... Bütün gücünü iş bulmakta harcamıştı ve en verimli yılları iş aramakla geçmişti. Dış görünüşü belki otuzunun başlarındaydı ama içi elli beş yaşındaydı. Yazım başta iibf'lier olmak üzere üniversiteyi bin bir zorlukla okuyup iş bulmak için yorulan, hayatları çalınan, hayalleri yıkılan tüm üniversite mezunlarına gelsin....
kaç puan ile hangi yıl hangi kuruma nereye atandın onuda yazarmısın :)) sükür basarmısın ama sonu sanki bbanada uyyo. su yorgunluk olayi atnsak bile bunu üstümüzden atamıcaz gibi. hayatım oldu kpss resmen yaa
 

izmirli

Site Müdavimi
Mücadele Grubu
Katılım
26 Kas 2013
Mesajlar
204
Beğeniler
126
Şehir
İzmir
Eğitim
Lisans
Bölüm
İktisat
#3
Arkadaşlar bu arada bu yazıda ben kendimi değil bir arkadaşımı anlattım. kendi duygularımdan da bir şeyler kattım. bence bir çoğumuzun içinde kendisinden bir şeyler bulabileceği bir şey olduğunu düşündüğüm için yazıp paylaşmak istedim. malesef henüz atanamayanlardanım....
 
Katılım
21 Tem 2013
Mesajlar
805
Beğeniler
501
#4
ohoo bende tam kaderdasımı buldm ınsalah benım sonumda boyle olur dıye dusnuyordm. şu an benım de 6. yılımda :)
 

luis1907

VİP Üye
Kadrolu Üye
Katılım
19 Kas 2012
Mesajlar
5,546
Beğeniler
2,287
Bölüm
İktisat
#5
2008 sınavı olabilir şimdi imkansıza yakın.